Archives

Ayırın Develeri

Batı resim tarihinde bir deve takıntısı vardır.

Ama bu tarihte deve hep bizim coğrafyayı ilgilendiren resimlerde ortaya çıkar: Filistin’de, İncil sahnelerinde, Venedik’te Türk tüccar tasvirlerinde (ki Venedik’teki ilk elçilik binasının adı Palazzo dei Cammelli’dir!).

Ama ya hakiki deve? Çok az ressam görmüştür onu. Çok az insan da ‘’hakiki deve’’yi merak etmiştir. Saner Gülsöken bu kitabında, neredeyse Bali’deki horoz dövüşü üzerine yazan antropolog Clifford Geertz edasıyla, bu ‘’kültürel olgu’’yu anlamaya ve belgelemeye kalkmış. Altından da başarıyla kalkmış. Artık deve ve güreş denince bu kitap zikredilecek.

O kadar…

Profesör Doktor Levent Yılmaz

 

Deveciler; “Devenin gözüne bakınca mıknatıs gibi çeker insanı” derler, önce develer çekti beni sonra deve güreşlerinin tarihi ve kaybolmaya yüz tutmuş kültürü. Bilgilenmek için bir kitap aradığımda ise şaşkınlığa uğradım; internette ki kimi eksik kimi yanlış ve birbirini tekrarlayan bilgiler dışında bir şey yoktu. Ardından; her yıl yüzlerce boğanın öldürüldüğü boğa güreşlerini, İspanyol halkı; “bu bizim kültürümüz” diye coşku içinde seyredip ve bunu ülkelerine turist çekmekte başarıyla kullanırken, ya bizim “deve güreşimiz” diye düşündüm.

Aynı zamanda farkına vardım ki; günümüzde deve güreşi sözü edilince, konuya uzak pek çok kişi “Aaa! O kanlı dövüşler mi, yazık ediyorlar hayvanlara” diyerek hemen uzaklaşıyor. Gerçekle ilgisi olmayan, bu yanlış izlenimi düzelterek; kültürel zenginliğimizin bir parçası olan Deve Güreşleri’ni, yaşayanlara anlatmak ve gelecek nesillere aktarma düşüncem bu noktada ortaya çıktı.

Esas uğraşı alanımın fotoğraf olması; bu kitabın, her aşaması görsel bir şölen olan deve güreşlerinin, fotoğraflar ile anlatılacak bir foto-öykü kitabına dönüşmesini getirdi.

 

Saner Gülsöken